İtirafçı
İnsanoğlu, konuşmaktan pek hoşlanır. Bu hoşlanma dürtüsü, bazen
iletişimi karmaşıklaştırdığına inancım tam.
Bir “itirafçı” olarak temelde herşeyin çok basitçe
anlatabileceğinin fark edenlerdenim. Ne mutlu ki bunu çok daha önceden farkedenlere.
O zaman şimdi size bir itirafım var. The İlişki Adamı olarak hiçbir ilişkimde kadınları anlayamadığımı gururla paylaşmak isterim.
Sebep sonuç ilişkileri içerisinde matematiksel modellemeler ile ilişki yönetmeye çalışan ben, şaire kulak vermemişim. Oysa ki şair ne güzel demiş: "Kadın denizdeki dalga gibidir, bırakacaksın kendini dalgalara, o seni götüreceği yeri bilir. Dalgaya iyi uyumlanmazsan açık sularda boğulursun."
Ben, anladığım kadarıyla, hep açık sularda boğulmuşum. Dalgayı, dalga kıranlarımla durdurabileceğimi düşünmüşüm. Ancak, ara sıra da olsa dalga geçilen olmuşum.
Dalgalara uyumlanmak önemli de sevgili okuyan, bunu sakın bu Kondradieff Dalgaları* ile karıştırıp, kolay tahmin edilebilir olduğunu düşünmeyin. Bu dalgalarda yaşamanın tek sırrı, yüzde yüz saf bırakılma duygusunu yaşamaktan geçiyor. Diğer bir deyişle, gözünüzü kapatın, kadınıza güvenin (!), o sizi götürecek güvenli limanlara (öyle diyorlar)
Tabi, o kadar da saf olmamak lazım yine de.
theilişkiadami.xyz
https://www.instagram.com/theiliskiadami/
*Bknz. https://www.jstor.org/stable/1927337

Yorumlar
Yorum Gönder